 |
 |
SiYaHLaLee
OFFLINE (Müdavim)
Kadın / 19 yaşında Istanbul, Türkiye
|
Puan: 216,066
Kredi: 67,253
Son Giriş: 20 Ağu 2008 18:08
|
|
|
| |
|
|
|
|
Sevgili Günlük
Seni Ve Komikler üyelerini o kadar çok özledimki yaşadığım 6 günlük tatilde aklımda hep
sizler vardınız.
Yah evet tatildeydim.Tatil diyince aklıma Göztepe Eğitim ve Araştırma Hastanesi'ndeki bademcik
ameliyatım geldi.Ne alaka dimi.Bu tatili annemle birlikte orda geçirince doğal olarak etkileniyo
insan 
Her Göztepe'ye gidişimde bademcik ameliyatım, o attığım çığlıklar geliyo aklıma.(lise 1
yıllarımda)Nasıl canlı canlı çekmişlerdi o iki taraftaki küçük et parçalarını.Oysaki hiç acımicak
sanıyodum.Sedyede ameliyathaneye götürülürken bakıcılarla şakalaşıp gırgır geçiyodum.Beni götüren
Bayram Amca'ya "Bayram Amca yaa sen yatta ben götüreyim seni baksana ben senden daha sağlamım"
diyodum.O da bana "ben seni ameliyattan sonra görücem" diyodu.Ameliyata girdiğimde paso iğne
yaptılar boğazımın her yerine... 1 oldu, 2 oldu, 3 oldu, 4 oldu lan bitmiyo habire yapıyolar.dedim
yeter uyuştu artık alın ne alcaksanız.Tabi beni dinleyen kim delik deşik oldum yaww...
Sonra bıraktılar iğneleri açtırdılar ağzımı bi güzel.Çıkardılar bıçakları makasları artık Allah ne
verdiyse.Bademciğimden bi tuttu ben bi bağırdım lan noluyo yok böyle bi acı ama nasıl çekiyo ki
kafam gidip geliyo düşün yani...
Ben daha şiddetli bağırmaya başlayınca arkadaki süslü kokona doktor bana bide bagırmazmı sus bağırma
kes sesini diye.O zamanlar cücük olmasaydım varya tekmeyi vurduğum gibi direkt duvara yapıştırırdım
da işte boğazımdan bişeyler koparmaya calışan birileri varken kadına tepki verebilecek bi pozisyonum
yoktu zaten.Neyse işte alıcaklarını aldıktan sonra tekrar yattık sedyeye ve odamıza geri döndük.Ahh
gidişim ne kadar muhteşemdi ama dönüşüm bir yıkım oldu.Paso uyuyodum yaa acımı hissetmemek için.Ama
4 günün sonunda eve döndüğümde karşılaştığım o sevgi yığını o kadar güzeldiki herkes dondurma
getiriyodu çabuk iyileşim diye.
Keşke diyodum şu bademcik bi daha tekrarlayan bişey olsa |
BİR GÜN HERŞEY ÇOK GEÇ OLABİLİR!...
Birine sevginizin tümünü sunmak, asla sizi de aynı şekilde seveceğinin garantisi değildir.Sevgiye karşılık beklemeyin; Sadece sevginin, karşıdakinin kalbinde büyümesini bekleyin; fakat olmazsa da, sizin kalbinizde büyüdüğüne emin olun. Birine çarpılmak için bir an yeterlidir, birinden hoşlanmak için bir saat ve birini sevmek içinde bir gün yeterlidir, ama birini unutmak ise bir ömür sürer. Görünüşe aldanmayın; kandırıcı olabilir. Zenginliğe aldanmayın; yok olup gidebilir. Sizi güldüren birini seçin çünkü karanlık bir günü aydınlatan şey bir gülümsemedir. Kalbinizi gülümsetebilen birini bulun. Öyle zamanlar vardır ki bazen birini öylesine çok özlersiniz ki;onu hayallerinizden çıkarıp, gerçek hayatta kucaklamak istersiniz. Hayal etmek istediğiniz şeyi hayal edin, gitmek istediğiniz yere gidin, olmak istediğiniz kişi olun, çünkü yaşayabileceğiniz tek bir hayatınız var ve tüm bunları yapabilmek için tek bir şansınız. Sizi tatlı kılacak kadar yeterli mutluluğunuz olsun, güçlü kılacak kadar acı deneyiminiz, insan kılacak kadar üzüntünüz ve sizi mutlu kılmaya yetecek kadar umudunuz olsun. Daima kendinizi başkalarının ayakkabılarına koyun. Eğer, ayaklarınız acıyorsa, o kişininkiler de acıyordur. En mutlu kişiler, herşeyin en iyisine sahip olanlar değildir, onlar karşılarına çıkan herşeyin değerini en iyi bilenlerdir. Mutluluk; ağlayanlar, incinenler, araştırma yapanlar ve çabalayanlar için vardır.Çünkü böyle insanlar hayatlarına giren her insanın önemini takdir edenlerdir. Aşk bir gülücük ile başlar, bir öpücük ile gelişir ve bir gözyaşı ile son bulur. En parlak gelecek, unutulmuş bir geçmişin üstünde yükselir. Geçmişinizdeki kalp kırıklıklarını ve hataları silmezseniz hayatın içinde ilerleme şansınız olmaz., SEVİN.. SEVİN.. HİÇBİRŞEYİ VE HİÇKİMSEYİ DÜŞÜNMEDEN SEVİN.., SEVGİNİZİ, SEVDİĞİNİZİ ELDE ETMEK İÇİN HER YOLU DENEYİN. BİR GÜN HER ŞEY ÇOK GEÇ OLABİLİR!!!
|
|
sEvDiKLeRiM
HuYsUz vİrJiN :), eRkİn kOrAy, sHaKiRa, WHiTnEy hOuStOn (I wİLL aLWAYS lOvE yOu ) gÜLşEn, FuNdA ArAr, fAtİH ErKoÇ, sErVeT KoCaKaYa, EvAnEsCeNcE, aVrİL LAvİgNe, NaTaLiA, kuZeNiM (: VS... VS...
|
|
T.c Guiness Rekorları
MUSTAFA TOPALOĞLU: Uzaya çıkmamış tek uzaylı olma rekoru..., B. ECEVİT: En seri başbakan olma rekoru..., HÜSAMETTİN ÖZKAN : En iyi yardımcı oyuncu rekoru.., S. DEMİREL : 40 yıl ülkeyi yönetip hiçbir terslikten sorumlu olmadığını, söyleyip umut olma rekoru..., T. ÇİLLER: Bir cümle içinde en çok pot kırma rekoru..., HÜLYA AVŞAR: Bir koltuğa bir bostan sığdırma rekoru..., M. BÜYÜKERMAN : Konusu her ne olursa olsun her soruya mankenlerden bahsederek yanıt verme rekoru..., ERKAN MUMCU: En hızlı çıkış, fırça yeme ve en hızlı özür dileme rekoru..., 05 EDİ : Herkesle kavga edip sevilmediği halde, fenerlilerin oylarıyla yarışma kazanma rekoru..., VJ LER: 10 dakikada 20 kere evet ile başlayan cümle kurabilme rekoru..., VATANDAŞ: Batan bankaları vergileriyle kurtarma rekoru..., HINCAL ULUÇ : Maydanoza en çok benzeme rekoru..., FATİH TERİM : İtalyada bir yıl içinde iki kere tahta geçip iki kere tahttan indirilen tek imparator olma ve sadece mimiklerini kullanarak bir maçı 90 dk. anlatabilme rekoru..., MEDYA : Her dalda en olma rekorunu medya kırdı..., ORHAN PAMUK : En çok sattığı halde en az okunma rekoru..., BÜLENT KORKMAZ VE HASAN ŞAŞ : Futbol oynamak yerine yeşil sahada hakemle konuşma rekoru...., MUSTAFA DENİZLİ : Hiçbir maça aynı kadroyla çıkmama rekoru..., RAPAİÇ : En uzun adale sakatlığı geçirme rekoru..., REHA MUHTAR : Yetişkin ve sağlıklı bir sığırı 4 soruda yere yıkma rekoru.., BANU ALKAN : Şarkı söyleyerek bir göl dolusu kurbağayı kaçırma rekoru...
|
|
|
-Bir işcinin 600 tonluk press makinasinin arasindan emeklemek suretiyle gecerek ucundaki 2450
santigratlik firinda sigarasini yakmaya calismasi
-Kurtarmaya gelen ambulansın suratınıza parketmesi
-Traş olurken berberin
"rahatlatır" güdümlü boynu aniden sağa sola çevirme hareketi sonucu boynun kırılması
-Kafasında mermer kırdırmaya çalışan medyatik karatecilerin travma sonucu ölümü
-Kurban bayramında kaçan koçların boynuzları dötünüze başınıza sokması sonucu ölüm
-Mideye kaçan sineği öldürmek için ağza sheltox sıkmak suretiyle ölüm
... (devamı)
117 kere okundu, 3 yorum var..
|
Kural 1
Yorgun argin ve uykusuz otobuse bindiniz. Soforle bir sekilde muhatap
olduktan sonra yapmaniz gereken ilk sey tonton amca ve teyzelerin
erisemiyecegi bir yere oturabilmek. Eger sofor amcaya yakin koltuklardan
baska bos koltuk kalmadiysa -ki genelde oole olur- hic oturmayip arkaya
gecmek en mantiklisi. Ama yok, illaki ben oturcam diyorsaniz basiniza
... (devamı)
299 kere okundu, 5 yorum var..
|
Bir varmış, bir yokmuş... Parabolik dağların ardında, seminer kıvrımları gibi uzanan ırmakların
sonunda cyan kadar yeşil, tanım kümesi kadar büyük bir ülke varmış. Bu ülkenin kenar ortaylarının
kesiştiği yerde de padişah ordinat’ın sarayı bulunuyormuş. Padişah, ülkesini adaletle yönetir,
kimsenin dengeye gelmiş tepkimesine karışmazmış. Bu padişahın güzel mi güzel bir kızı varmış. Nice
soylu soygazlar istemiş de gitmemiş güzel prenses.
Ülke halkı da birlik ve beraberlik içinde geçinir, karşılıklı elektron alışverişi ile iyonik bağlar
içerisinde bulunurlarmış. Sanki her biri bir palanga sisteminin elemanıymış (makaralar ağırlıksız).
Kısacası halk arasında devamlı bir konjugasyon varmış. Benim genim senin de genindir, diyerek
muhtaçlara yardım ederlermiş.
Bir gün bu ülkeye büyük, kocaman bir dev gelmiş. Ona, gittiği ülkelerde Morula canavarı derlermiş.
Bu mutasyona uğramış ökaryot canlı, insan yiyerek beslenir, ülke ülke dolaşıp, karnını doyururmuş.
Normal Şartlar Altında 1 molü 22.4.1012 lt hacim kaplıyormuş.
Şimdiye dek Avagadro sayısı kadar memleket gezmiş, sıra bu ülkeye gelmiş. Canavar hemen padişahın
sarayına varmış, karşısına dikilmiş; “Bana bak, Padişah İzotopu! Ya bana her gün ülke nüfusunun
geometrik ortalaması kadar yemeye adam verirsin, ya da ülkenizin hemeostasisini bozar, hepinizin
türevini alırım.” demiş. Padişah ve vezirleri bundan çok korkmuş. Çünkü bu canavar geçtiği yerlerde
limiti alınmadık fonksiyon, eğimi bulunmadık doğru denklemi bırakmazmış. Ama yine de şansını bir kez
denemek istemiş padişah. Ülkenin iyonlaşma enerjileri en yüksek adamlarını canavarın üstüne salmış.
Salmış ama ne fayda! Hepsi de monomerlerine kadar ayrışıp canavarın ince bağırsağında emilmişler.
Böylece padişah ve ülke halkı canavarın isteklerine boyun eğmişler: “n” ülkedeki çocuk sayısı olmak
üzere her gün (n/8-1)2 kadar çocuğu canavara vermeye karar vermişler. (n Œ z+) Günler günleri, aylar
ayları kovalamış, zaman statik elektrik gibi akıp gitmiş, sıra Alfa Bey’in oğlu Blastula’ya gelmiş.
Anne ve babasının, oğulları Blastula’yı göndermeye hiç niyetleri yokmuş. Çünkü büyük oğulları
Blastula’nın allatropu Gastrula’yı da canavar yemiş. Fakat padişahın askerleri zorla Blastula’yı
alıp **ürmüşler, sonra onu çevresi 2šr kadar olan dairesel bir ovaya getirmişler (š @ 3). Blastula
etrafına bir bakınmış ne canavar var, ne de başka bir organizma. Sadece nitrit bakterileri
tarafından ayrıştırılan insan iskeletleri varmış. Birden uzaklardan frekansı yüksek bir ses gelmiş.
Bu canavarın sesiymiş. “O kim?” demiş Blastula, “Anyon musun, yoksa katyon mu?” Karşıdaki ses de “Ne
anyonum ne katyonum, seni yemek isteyen bir hetetrofum!” demiş. Bunu duyan Blastula “a” ivmesiyle
koşmaya başlamış. Sonunda bir mağaraya varmış. Mağaranın ağzında bir kaya varmış. Blastula kayanın
arkasındaki sinaptik boşluktan mağaraya sızmış. Arkasından gelen canavar da kayaya bir F kuvveti
uygulamış, kaya fiziksel çözünmeye uğramış ve Blastula, o renk pigmentlerinden yoksun hermafrodit
iğrenç yaratığı karşısında bulmuş. Ağzından mukusla birlikte amilaz enzimleri akıyor, gözleri düzgün
dairesel hareket yapıyormuş. Dişleri çok sivriymiş, hepsi de rezonans yapı gösterircesine birbirinin
aynısıymış.
Birden, bir şeyi farketmiş Blastula. Mağaradaki kayalardan biri, aynı çukur ayna gibiymiş. Mağaranın
duvarından sızan iki ışık da aynanın asal eksenine paralel geliyormuş. Eğer canavar aynanın odağına
gelirse ışık gözünü alır, ben de kaçarım diye düşünmüş Blastula. Hemen aynanın odağını hesaplamış.
Eğer canavar iki adım daha giderse gözü tam odağa denk gelecekmiş. “Gel!” demiş canavara
“Korkmuyorum senden!” canavar iki adım atmış ve ışık gözünü almış, dengesini kaybetmiş. Sağa sola
yatarken mağaranın zemininin sürtünme katsayısı az olduğundan ayağı kaymış ve başını kayalara
çarpmış (Böyle iki sakarlığın birbirini takip etmesine sakarlık metagenezi diyoruz) böylece
bayılmış. Blastula ise hemen cebinden bıçağını çıkarmış, canavarın başını bedeninden ayırmış ve
mağaranın girişine ağırlık merkezinden asmış. Daha sonra o sevinçle evine koşmuş. Annesi ve babası
kapıyı açınca çok şaşırmışlar. Daha sonra olanları anlayınca oldukça sevinmişler. Çünkü onların da
artık reel sayılar kümesinde tanımlı bir oğulları varmış. Kolay değil, önüne geleni mutlak değer
içine alan bu canavarın hakkından gelmiş. Haber, kanserli hücre gibi her yere yayılmış. Sonunda
sarayın eşik enerjisini aşıp, padişaha kadar gelmiş. İlk önce onlar da inanmamışlar, ama gidip
kelleyi görünce hepsi de asit çözeltisine batırılan turnusol kağıdı gibi renk değiştirmişler.
Blastula bir anda ülkenin yükseltgenme eğilimi en yüksek elementi olmuş. İlk önce padişahın veziri
olmuş, sonra da prensesle evlenmiş.
Masalın sonu aşağıdakilerden hangisi veya hangileri gibi bitebilir?
... (devamı)
200 kere okundu, 3 yorum var..
|
|
onlardan bendede warr 

aL bak bi sürü getirdim sanaa 
20.08.2008 18:57 |
yine baktım yine baktımmm |
20.08.2008 18:46 |
tamm ya tmm ala alla
20.08.2008 15:25 |
|
|
|
 |
|
|
 |